1. Either… or (Ya… ya da)
Bu bağlaç, iki alternatif sunmak için kullanılır.
Örnek:
- You can either go to the party tonight or stay home and study.
- “Ya bu akşamki partiye gidersin ya da evde kalıp çalışırsın.”
Burada, iki farklı seçenek sunuluyor ve bu seçenekler birbirini dengeler.
2. Hardly… when (Zar zor… ki)
Bu yapı, bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleştiğini ifade eder.
Örnek:
- Hardly had I reached the station when the train came.
- “Zar zor istasyona varmıştım ki tren geldi.”
Bu yapı, bir olayın hemen arkasından diğerinin geldiğini vurgular.
3. As… as (Kadar… kadar)
Bu bağlaç, iki şeyi karşılaştırarak eşitlik ifade eder.
Örnek:
- You have to unwrap it as carefully as you can. It’s quite fragile.
- “Bunu ne kadar dikkatli açarsan o kadar iyi olur, çok kırılgan.”
Burada, bir eylemin diğerine eşit olmasını anlatan bir karşılaştırma yapılır.
4. Neither… nor (Ne… ne de)
Bu bağlaç, iki olumsuz alternatif arasında seçim yapar.
Örnek:
- Neither Sarah nor John attended the meeting.
- “Ne Sarah ne de John toplantıya katıldı.”
Bu bağlaçla, her iki seçenek de olumsuz bir durumu ifade eder.
5. Just as… so (Nasıl ki… öyle de)
Bu yapı, iki durumu benzer şekilde karşılaştırmak için kullanılır.
Örnek:
- Just as the French love their wine, so the English love their beer.
- “Nasıl ki Fransızlar şaraplarını sever, İngilizler de biralarını sever.”
Bu bağlaç, iki durumu birbirine paralel şekilde sunar.
6. As much… as / As many… as (Kadar çok… kadar çok)
Bu yapılar, sırasıyla sayılabilen ve sayılamayan isimler arasında kıyaslama yapar.
Örnekler:
- I need to save as much time as possible for my project.
- “Projem için mümkün olduğunca çok zaman ayırmam gerekiyor.”
- The store has sold as many tickets for the concert as it can accommodate.
- “Mağaza, konser için kapasitesine uygun kadar çok bilet satmış.”
“As much”, sayılamayan isimler için, “as many” ise sayılabilen isimler için kullanılır.
7. Both… and (Hem… hem de)
Bu bağlaç, iki öğenin aynı anda doğru olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Örnek:
- The conference will include both lectures and workshops.
- “Konferansta hem seminerler hem de atölye çalışmaları olacak.”
Bu bağlaç, iki farklı öğeyi aynı anda ifade eder ve ikisini de kapsar.
8. Such… that (O kadar… ki)
Bu yapı, bir durumun şiddetini ve bu şiddetin sonucunu ifade eder.
Örnek:
- It was such a cold afternoon that we stopped playing.
- “O kadar soğuktu ki oyun oynamayı bıraktık.”
Burada, soğukluğun şiddeti, oyun oynamayı bırakmaya neden olan sonuçla bağlantılıdır.
9. Whether… or (not) (İster… ister)
Bu bağlaç, iki olasılık ya da seçenek sunar ve genellikle her iki durumda da aynı sonucun geçerli olduğunu ifade eder.
Örnek:
- Whether he wants to or not, he’ll have to clean his room.
- “İster istesin ister istemesin, odasını temizlemek zorunda olacak.”
Burada, kişi ne isterse istesin, sonuç aynı olacaktır.
10. Not only… but also (Sadece… değil, aynı zamanda)
Bu yapı, bir şeyin yanı sıra başka bir önemli bilgiyi de vurgular.
Örnek:
- He’s not only intelligent but also has a great sense of humor.
- “Sadece zeki değil, aynı zamanda harika bir mizah anlayışına sahip.”
Bu bağlaç, ilk cümlede belirtilen özelliğin yanı sıra ek bir özellik sunar.
11. Not… but (rather) (Değil… ama (aksine))
Bu bağlaç, bir yanlış anlamayı düzeltmek ve doğru durumu açıklamak için kullanılır.
Örnek:
- The problem is not their lack of funding, but rather their lack of planning.
- “Sorun, finansman eksikliği değil, aksine planlama eksikliğidir.”
Bu yapı, yanlış bir durumu düzeltir ve doğru olanı vurgular.
12. So… that (O kadar… ki)
Bu bağlaç, bir olayın sonucu olarak gerçekleşen durumu ifade eder.
Örnek:
- The movie was so scary that I couldn’t watch it until the end.
- “Film o kadar korkutucuydu ki sonuna kadar izleyemedim.”
Burada, filmin korkutuculuğu o kadar şiddetlidir ki sonuna kadar izlenememiştir.
13. Between… and (Arasında)
Bu yapı, iki şey arasındaki farkı veya tercihi belirtir.
Örnek:
- It was difficult to choose between the peach tart and the strawberry pavlova.
- “Şeftali tartı mı yoksa çilek pavlovayı mı seçsem karar veremedim.”
Burada, iki seçenek arasında bir seçim yapılması gerektiği vurgulanır.
14. Whether… or (İster… ister)
Bu bağlaç, alternatifler arasında seçim yapılacağını ifade eder.
Örnek:
- I can’t decide whether to paint the wall green or blue.
- “Duvarı yeşil mi yoksa mavi mi boyayacağıma karar veremedim.”
Bu cümlede, duvarın hangi renge boyanacağına karar verilemiyor.
15. Not as… as (Kadar… değil)
Bu bağlaç, iki öğe arasında bir karşılaştırma yaparak, biri diğerine göre daha az olduğunu ifade eder.
Örnek:
- It’s not as heavy as I thought it would be, actually.
- “Beklediğim kadar ağır değilmiş aslında.”
Burada, bir şeyin beklenenden daha hafif olduğu ifade ediliyor.
16. No sooner… than (Daha… derken)
Bu bağlaç, bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleştiğini belirtir.
Örnek:
- No sooner had she read the letter than she started crying.
- “Mektubu okur okumaz ağlamaya başladı.”
Bu yapı, bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleştiğini vurgular.
17. Scarcely… when / Barely… when (Zar zor… ki / Neredeyse… ki)
Bu bağlaçlar, bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleştiğini ifade eder.
Örnekler:
- We had scarcely started our meal when the phone rang.
- “Yemegimize zar zor başladık ki telefon çaldı.”
- We had barely finished the match when it started to rain.
- “Maçı neredeyse bitirmiştik ki yağmur yağmaya başladı.”
Bu yapılar, olayların birbiri ardına geldiğini belirtir.
18. The more… the more/less (Ne kadar… o kadar/az)
Bu bağlaç, bir şeyin miktarındaki artış veya azalışın diğer öğe üzerinde etkisini gösterir.
Örnekler:
- The more he drank, the more violent he became.
- “Ne kadar fazla içerse, o kadar agresifleşiyor.”
- The more he insisted he was innocent, the less they seemed to believe him.
- “O kadar ısrar etti ki, kimse ona inanmadı.”
Bir şey arttıkça diğerinin de artacağını ya da azalacağını ifade eder.
19. The less… the less/more (Ne kadar az… o kadar az/çok)
Bu bağlaç, bir şeyin azalmasının diğer öğe üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu gösterir.
Örnek:
- The less you practice, the less likely you are to succeed in the competition.
- “Ne kadar az pratik yaparsan, yarışmada başarı şansın o kadar azalır.”
Burada, bir şeyin eksikliği diğerinin başarısını etkiler.
20. If… then (Eğer… o zaman)
Bu bağlaç, bir koşul-sonuç ilişkisi kurar.
Örnek:
- If texts contain technical terms then a simple glossary is provided.
- “Metinlerde teknik terimler varsa, o zaman basit bir sözlük sunulur.”
Bu yapıda, bir şart sağlanırsa belirli bir sonuç oluşur.
Bağlantılı Bağlaçların Önemi
Bağlantılı bağlaçları öğrenmek, yazınızı daha dinamik, etkili ve anlaşılır hale getirir. Bu çiftli bağlaçlar, fikirlerinizi dengeli bir şekilde sunmanıza yardımcı olur ve yazınızın akışını güçlendirir.